22:27 | Başka bir gün ölmek üzere yaşıyoruz.

The Bucket List 2007| IMDB 7,4

  • Genre: Adventure, Comedy, Drama
  • Directed by: Rob Reiner
  • Starring Jack Nicholson, Morgan Freeman, Sean Hayes and Beverly Todd.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

” It’s difficult to understand the sum of a person’s life. Some tell you it’s measured by the people left behind. Some believe it’s measured by faith. Some say by love. Other folk say life has no meaning at all. Me? I believe that you measure yourself by the people who measured themselves by you. ”

 

ljl.jpg

“You measure yourself by the people who measure themselves by you.” – Carter Chambers (The Bucket List, 2007)

hhh.gif

Başka bir gün ölmek üzere yaşıyoruz. 

Sevgili kendimle, hayatın duvarlarını süsleyebilmek adına yaptığımız ilk listenin iki önemli karakterini ve benim de hayatım boyunca yanımdan ayırmayacağım – hafızamdan – iki adamı sizlerle tanıştırmak istiyorum. Esasında onlar filmin içinde – hatta bir dağın zirvesinde – ama istersen bazı insanları zihninde ve hayallerinde de taşıyabilirsin. Bence öyle. Sevgili Carter ve Edvard, gece iki sularında denk geldiğim ve bana ”öbür dünya listemi” oluşturmamda yardımcı olan iki tatlı adam olarak hayatımda kalacak, hem de dudağımın kenarına takılan bir gülüş ile.

Not: Şimdi ben de ”THE BUCKET LIST” e sahihim.

Haziran | 2017

[..]

07.06.2017

Yaş yirmi üç, o yokuşu öpücükler göndermeden, el sallamadan o tontiş yanaklarındaki gülümsemeyi görmeden bitiremedim, annem.

The Bucket Lıst izledim. Ve artık ben de bir öbür dünya listesine sahibim.

08.06.2017

Şu the bucket list’ içindeki sağlam maddelerden birini destekleyecek bir cümle duydum ya hani, nasıl mutlu oldum. Anlatabilirim? Söylenilene göre kötü bir durumu güzel bir açıdan giriş yaparak izah edebiliyormuşum. Ve yine söylenene göre bir stajyere göre gayet başarılı bir çalışan-mışım. Ve yine söylenilene göre bu güzel bir özelliğim-miş. Nasıl? Bence mutlu. Biliyor musun toplu ortamda konuşurken ellerimi nereye, nasıl koyacağımı, nasıl konuşacağımı, cümleye nereden ve nasıl gireceğimi bilmiyorum. Ama hepsinden daha baskın bir durum daha var ki; o da şu oluyor, o ilk adımı atabilmek adına kendi kendimi sırtımdan itiyorum. Bak, gülücük. Ciddiyim.

”Kaplumbağaya dikkat et ancak kafasını çıkartıp risk aldığında ilerleyebiliyor. ”

– Herkes kendi penceresinin güzelliğini sunuyor ya bir başkasına. Her geçen gün daha iyi anlıyorum, neden bu kadar kin kustuklarını ve öfke ve hırs. Her geçen daha da iyi anladığım bir başka şey ise pencerelerimin olmayışı yani bu dünya denen evde bir odamın dahi bulunmayışı. Belki de bu yüzden yetinemiyorum bir pencereden görebildiklerime. Belki de bu yüzden bir pencereden gördüğüm ağacı betimleyemiyorum. Rengine aldanıp dibine oturmuyorum. Belki de bu yüzden bu eve ait değilim, bulduğum her toprağı can sayıyorum. Attığım her tohumun meyve verebileceğini düşlüyorum. Ama unuttuğumuz şeyler var işte yaşarken, toprak-tohum-meyve. sen topraksın, tohumun varlığı meyve değil, sensin. 

10.06.2017

15.yüzyıldan kalma aşevinde iftar yaptım. Benimle ekmeğini paylaşan insanlarla tanışıp, bir daha hiç görüşemeyeceğimizi bile bile ”görüşmek üzere” dedim. Romanına pis deyip masa değiştiren, temizliğin çamaşır suyu ve makineye ek olarak eklenen sirke ile mümkün olduğunu düşünen ruhu pislik insanların arasında oturdum, dinledim. Masada kalan yemekleri çantasından çıkardığı poşete toplayıp kedilere/köpeklere dağıtan kadına pilavımı verdim; şimdi bir kedinin ya da bir köpeğin midesindedir. Doyma oranının bir kepçe çorba ile tatmin seviyesine ulaşabildiğini ama fazlasının da mideden çok aç gözleri tatmin etmek üzere helak olduğunu gördüm.

Çok yürüdüm, ama yorgunluğunu hissetmedim.

11.06.2017

Tayland’a gitmeye karar verdim.  Ben böyle olur olmaz gider ”dışarıya” sığınırdım.

12.06.2017

Herkes kuytusunda kaldığı kadar konuşsunmuş. Akşam; herkesin kendine döneceği saatmiş.

03:48 |sevgili kendim, dikkatine.

” bir şiir vardı kaba adamların kalın sesine inanır olmuştu herkes diye sen o kalabalıklara bakma. incelik anlayış her şey. bir samimi cümle kurayım. Önceliklerini bir gözden geçirmelisin o halde / hayatta alt kimlikler edinmezsek eğer hep kötü sonuç doğuruyor. bu insan denen varlıkları önem sırasında üste koymak zaten yanlış. ben kendimle mutluyum diyebiliyorsak ne mutlu. /..sen kalıyorsun her şeyden geriye tam şuan olduğu gibi

02:09 | I won’t complain

[..]

My mind is a mirror, a reflection only known to me
And for those who hate me: The more you hate me, the more you help me
And for those who love me: The more you love me, the more you hurt me
When I go to bed in the night, I see some children in the light
Fighting unknown shadows behind my mother’s back
And although I don’t understand my dreams, I know somewhere there is hope
There is hope somewhere, there is hope
I dream, I smile, I walk, I cry

You might not say that it’s a wonderful world
And it’s a wonderful life
And it’s a wonderful day
Just as yesterday
But I won’t complain